Elim çenemdeydi ne zaman düşünsem seni,
Dirseğim masaya dayalı, gözlerim sokağın en ucuna odaklı..
Bir elim ısındığında diğerini ısıtmaya çalıştığım kahvem ve ben olduğumuz yerdeyiz halen. Bakışım, heyecanım farklı bir tek. Bu seferki inan başka.. Yine böyle beklerdim gelişini ama inan başka. Geniz yakan bir merak, bakındıkça, aradıkça, ve en acısı bulamadıkça yutkunamamak. Eskiden camda beklerken buğulanan cama serçe parmağımla yazardım baş harflerimizi, şimdilerde camlar buğulanmıyor malesef, sevemedim bir türlü yaz mevsimini. Mevsimler geri döner de, değişen bir çok şey geri gelmez tahminimce.
Durulduğumu hissediyorum senden sonra, hareketli şarkıları çıkardım hep listelerimden. Renkli tişörtler dolabın altına sıkışmış giyilmemekten. Ders çalış, annenle tartışma, internette durma gibi uyarılara gerek duymadan bunları yapmamaya başladım. Kocaman bir pencerem var şimdi benim. Sonbaharı özleyen bir pencere, yazı yazılmaya değer, bir çok heyecana sahip olmuş bir pencere. Ne zaman kafamı çıkarıp baktığımda seni görürdüm o pencerden.. İşte o zaman gerçek mutluluğun yanıbaşımda olduğunu anlardım. Şimdilerde önemsemiyorum kim gelmiş, neden gelmiş. Biliyorum ki sen olmayacaksın hiç bir zaman gelen. Biliyorum ki kimse beş dakika bile olsa görebilmek için gecenin bir vakti gelmeyecek kapıma. Zilin sesi o kadar güzel gelmeyecek artık, annem, “geldi seninki” diyip gülmeyecek, babam, “söyle yemeğe gelsin hadi” demeyecek ve ben bu çocuk heyecanımı bir daha yaşayamayacağım. Hayatım düzene giremeyecek uzun bir süre, yalpalayarak yürüyeceğim geçtiğimiz yollardan, gelecek kış acıtacak canımı geçmişi hatırlatarak, matematik çalıştıracak birini bulamayınca hissedeceğim yine yokluğunu, istiklal daha bir kalabalık gelecek, seninle ilgilenirken göremediğim insanlar üzerime yürüyecek, atlas pasajı ve arka sokağını gördükçe tanıştığımız gün her detayıyla yeniden kurgulanacak kafamda, beşiktaş sabah sabah daha bir soğuk olacak, ellerimi ısıtacak biri olmayacak, üşüdüğümde giyecek ,kokusuna doyamadığım bir gömlek olmayacak üzerimde, bu gibi şeyler olacak işte sen bunlardan habersiz..
Bunları düşünürken soğuyor ellerimde, kahvemde. Bol şekerli kahve, tuzlu bir hal alıyor gözyaşlarımla karışınca. Ellerim uyuşuyor uzun süre hareketsiz kalınca. Mutlu insanlar geçiyor sokaktan türk kahvesi tadında, acı vererek, ağır aksak.. Mutlu olsunlar diyorum, bir zamanlar mutluluklarından haberimin olmadığı, önemsemediğim yabancılara bile özeniyorum. Televizyonla bile daha bi ilgileniyorum artık, yapacak birşey bulamıyorum pek. Zaman dediler kime anlatsam, zaman gerekliymiş bana. İstiyorum ki beklemeden geçse şu zaman. Yeni bir hayat başlasa sonra, yeni basılmış kitap kokusunda. Yine ben eski ben olsam, çocuk olsam, düşüncesiz olsam. Biriken yağmur sularına zıplayıp kendimi çamurlu suya bulasam. Zillere basıp kaçsam. Düşünmeden yapsam işte herşeyi. Ama yine düşünmeden sevmesem, nolur sevmesem bir başkasını seni sevdiğim gibi.. İşte bu da seni düşlemenin tasviri..

